21 Ocak 2014 Salı

   Ülkemizde sadece %3 civarında hastalarda serviks kanseri erken evrede yakalanmaktadır.

   Rahim ağzı kanseri gelişmekte olan ülkelerde 2.sıklıkta görülür iken, gelişmiş ülkelerde tarama programlarının başarılı uygulamaları nedeniyle 6.hatta bazı ülkelerde 10.sıraya inmiştir. Dünyada her yıl yaklaşık 450.000 yeni rahim ağzı kanseri saptanır iken, buna yakalananların yaklaşık 190.000’i ölmekte, ölümlerinde %78’i gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Serviks (rahim ağzı) kolay ulaşılabilir bir organ olduğundan, bu organın kanserlerinde Pap smear (kanser araştırma testi) sayesinde erken tanı yapılabilmekte ve sonuç anlamlı ölçüde iyileşmektedir. Daha önce hiç Pap smear yaptırmamış bir kadında yaşam boyu serviks kanserine yakalanma riski 1/100dür. Bu oranlar bir bölgeden diğerine değişmektedir ve kırsal bölgelerde büyük şehirlere oranla daha azdır. Serviks kanser sıklığı Norveç ve İsveç’te ABD’ye oranla daha düşüktür. Ülkemizde T.C. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı’nın 8 yıldaki verilerine göre serviks kanseri 2003 yılı için kadın kanserlerinde 9.sıradadır. Ancak çok eşli ilişki, adölesan gelin oranının 2003 yılı itibariyle %12 olduğu düşünülürse; Türkiye gerçek rahim ağzı kanserlerini 20-30 yıl sonra verebilecektir. Servikal kanser için en büyük risk hiç Pap smear yaptırmamak veya onun sık olarak kullanılmamasıdır.

   Ülkemizde bazı önemli jinekolojik onkoloji kliniklerinin verilerine baktığımızda sadece %2,5 civarında erken evre serviks kanseri yakalanabilmektedir. Geri kalan tüm evreler ileri evre olgulardır.

   Birinci derecede korunma olarak HPV aşıları yapılmalıdır. Bugün için HPV aşıları; serviks kanserinden tüm dünyada en çok sorumlu olan HPV 16 ve 18 tiplerine karşı korunma sağlamak için üretilmiştir. Dünyada iki önemli ilaç firmasının iki farklı aşısı vardır. FDA tarafından da kabul edilen kuadrovalan (Gardasil) aşısıyla bivalan (Cervarix) aşısıdır. Her iki aşınında servikal preinvaziv lezyonları yaraları %100’e yakın koruduğu gözlenilmiştir. HPV enfeksiyonunu ve sonuçta serviks kanseri gelişimini önleyen bu aşılar, ideal olarak HPV kapsid (dış kılıf) bölümüne ait proteinler içermelidir, çünkü konağın bağışıklık sistemi bu antijenleri tanır. HPV virüsünün kapsidi iki ana proteinden oluşur. HPV virüsünün doğal enfeksiyonlarla bağışıklık sağlanması gösterilmemiştir. HPV aşılarının rapel doz gereksinimi görülmemektedir. Aşıda temel hedef seksüel aktivite başlamadan hedef kitlenin aşılanmasıdır. Hedef kitle olarak 9-26 veya 10-25 yaş grubu olarak her ülkede farklı şekilde uygulanır. Türkiye’de bu konuda oluşturulmuş çalışma grubu (Türk Servikal Kanser Çalışma Grubu=Turkish Cervical Cancer Work Group) hedef kitle olarak 11-12 yaş kız grubunu, yakalanan aşılama için 13-26 yaş kız grubunu ve kişisel olarakta 55 yaşa kadar ki kadın popülasyonunu belirlemiştir. Birkaç ülkede erkek aşılaması da söz konusuyken ülkemizde söz konusu değildir. Gardasil denilen aşı HPV 6 ve 11’e karşı suç da bulundurduğundan servikal kanser dışında; genital siğillere karşıda korunmaktadır. Cervarix’in de kısmen adenokarsinomlardan sorumlu HPV 45’e karşı koruması gösterilmiştir. Sonuçta bu aşılar servikal kanser etyolojisinden sorumlu HPV tiplerinin ortalama %80’ine karşı tam koruma sağlamaktadır. Uygulamada Cervarix 0., 1. ve 6. aylarda Gardasil ise 0. (ilk aşılama), 2. ve 6. aylarda yapılmaktadır. Aşının yapımı sırasında bildirilen en önemli yan etkisi baş dönmesi olup 10-15 dakika uzanıp dinlendirilebilecek ortamda koldan kas içine uygulanmalıdır. Uygulamada cilt altına yapılmasıyla ilgili bir veri yoktur. Ayrıca diğer aşılarla birlikte uygulanmalarıyla ilgili de veri yoktur.  Basit enfeksiyon varlığında uygulanabilir. Transplant planlanan hastalarda transplant öncesi en az iki dozun uygulanması uygun olacaktır.


   Aşı uygulaması öncesi Pap smear alınması, HPV DNA testi yapılması veya smear sonuçlarının normal olması gerekmemektedir. Anormal servikal smear sonucu olan hastalara da uygulanabilir. Unutulmamalıdır ki aşı tüm HPV tiplerine karşı korumadığından bazı hanımlar kullanım sürelerine tam uymayabileceğinden, daha önce aşının etkilediği bir tip ile enfeksiyon geçirilmiş olabileceğinden aşının etkinliği düşebilir. Bu nedenlerle tarama programları en az 30-40 yıl daha devam etmelidir. Gebelikte aşıların kullanımıyla ilgili veriler kısıtlıdır. Bu nedenle; gebelikte başlanmamalıdır. Aşılama da ilk doz yapılıp gebe kalındıysa doğum sonrası 0. aydan başlanılıp 3 doz yapılmalıdır, 2 doz yapıldıysa 6. ay dozu için gebelik sonrası emzirme dönemine bırakılmalı ve bir yıl içinde yapılmalıdır. Emzirme döneminde güvenle başlanıp yapılabilir. Aşı canlı veya ölü virüs taşımadığından virüse ait enfeksiyon veya benzeri istenmeyen etki mümkün değildir. Aşı yerinde enfeksiyona bağlı; kızarıklık, minimal ağrı, şişlik bildirilmiştir. Ayrıca; hafif ateş, bulantı, baş dönmesi ve göz kararması bildirilen yan etkilerdendir. Bugüne kadar aşılanan gruplarda gerçekleşen ölümlerin aşıyla ilgisi bulunmamaktadır.