Rahim ağzı kanseri
gelişmekte olan ülkelerde 2.sıklıkta görülür iken, gelişmiş ülkelerde tarama
programlarının başarılı uygulamaları nedeniyle 6.hatta bazı ülkelerde 10.sıraya
inmiştir. Dünyada her yıl yaklaşık 450.000 yeni rahim ağzı kanseri saptanır
iken, buna yakalananların yaklaşık 190.000’i ölmekte, ölümlerinde %78’i
gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Serviks (rahim ağzı) kolay
ulaşılabilir bir organ olduğundan, bu organın kanserlerinde Pap smear (kanser
araştırma testi) sayesinde erken tanı yapılabilmekte ve sonuç anlamlı ölçüde
iyileşmektedir. Daha önce hiç Pap smear yaptırmamış bir kadında yaşam b oyu serviks kanserine yakalanma riski 1/100dür.
Bu oranlar bir bölgeden diğerine değişmektedir ve kırsal bölgelerde büyük
şehirlere oranla daha azdır. Serviks kanser sıklığı Norveç ve İsveç’te ABD’ye
oranla daha düşüktür. Ülkemizde T.C. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi
Başkanlığı’nın 8 yıldaki verilerine göre serviks kanseri 2003 yılı için kadın
kanserlerinde 9.sıradadır. Ancak çok eşli ilişki, adölesan gelin oranının 2003
yılı itibariyle %12 olduğu düşünülürse; Türkiye gerçek rahim ağzı kanserlerini
20-30 yıl sonra verebilecektir. Servikal kanser için en büyük risk hiç Pap
smear yaptırmamak veya onun sık olarak kullanılmamasıdır.
Ülkemizde bazı önemli jinekolojik onkoloji
kliniklerinin verilerine baktığımızda sadece %2,5 civarında erken evre serviks
kanseri yakalanabilmektedir. Geri kalan tüm evreler ileri evre olgulardır.
Birinci derecede
korunma olarak HPV aşıları yapılmalıdır. Bugün için HPV aşıları; serviks kanserinden
tüm dünyada en çok sorumlu olan HPV 16 ve 18 tiplerine karşı korunma sağlamak
için üretilmiştir. Dünyada iki önemli ilaç firmasının iki farklı aşısı vardır.
FDA tarafından da kabul edilen kuadrovalan (Gardasil) aşısıyla bivalan
(Cervarix) aşısıdır. Her iki aşınında servikal preinvaziv lezyonları yaraları
%100’e yakın koruduğu gözlenilmiştir. HPV enfeksiyonunu ve sonuçta serviks
kanseri gelişimini önleyen bu aşılar, ideal olarak HPV kapsid (dış kılıf)
bölümüne ait proteinler içermelidir, çünkü konağın bağışıklık sistemi bu
antijenleri tanır. HPV virüsünün kapsidi iki ana proteinden oluşur. HPV
virüsünün doğal enfeksiyonlarla bağışıklık sağlanması gösterilmemiştir. HPV
aşılarının rapel doz gereksinimi görülmemektedir. Aşıda temel hedef seksüel
aktivite başlamadan hedef kitlenin aşılanmasıdır. Hedef kitle olarak 9-26 veya
10-25 yaş grubu olarak her ülkede farklı şekilde uygulanır. Türkiye’de bu
konuda oluşturulmuş çalışma grubu (Türk Servikal Kanser Çalışma Grubu=Turkish
Cervical Cancer Work Group) hedef kitle olarak 11-12 yaş kız grubunu, yakalanan
aşılama için 13-26 yaş kız grubunu ve kişisel olarakta 55 yaşa kadar ki kadın
popülasyonunu belirlemiştir. Birkaç ülkede erkek aşılaması da söz konusuyken
ülkemizde söz konusu değildir. Gardasil denilen aşı HPV 6 ve 11’e karşı suç da bulundurduğundan
servikal kanser dışında; genital siğillere karşıda korunmaktadır. Cervarix’in
de kısmen adenokarsinomlardan sorumlu HPV 45’e karşı koruması gösterilmiştir.
Sonuçta bu aşılar servikal kanser etyolojisinden sorumlu HPV tiplerinin
ortalama %80’ine karşı tam koruma sağlamaktadır. Uygulamada Cervarix 0., 1. ve
6. aylarda Gardasil ise 0. (ilk aşılama), 2. ve 6. aylarda yapılmaktadır.
Aşının yapımı sırasında bildirilen en önemli yan etkisi baş dönmesi olup 10-15
dakika uzanıp dinlendirilebilecek ortamda koldan kas içine uygulanmalıdır.
Uygulamada cilt altına yapılmasıyla ilgili bir veri yoktur. Ayrıca diğer
aşılarla birlikte uygulanmalarıyla ilgili de veri yoktur. Basit enfeksiyon varlığında uygulanabilir.
Transplant planlanan hastalarda transplant öncesi en az iki dozun uygulanması
uygun olacaktır.
Aşı uygulaması
öncesi Pap smear alınması, HPV DNA testi yapılması veya smear sonuçlarının
normal olması gerekmemektedir. Anormal servikal smear sonucu olan hastalara da
uygulanabilir. Unutulmamalıdır ki aşı tüm HPV tiplerine karşı korumadığından
bazı hanımlar kullanım sürelerine tam uymayabileceğinden, daha önce aşının
etkilediği bir tip ile enfeksiyon geçirilmiş olabileceğinden aşının etkinliği
düşebilir. Bu nedenlerle tarama programları en az 30-40 yıl daha devam
etmelidir. Gebelikte aşıların kullanımıyla ilgili veriler kısıtlıdır. Bu
nedenle; gebelikte başlanmamalıdır. Aşılama da ilk doz yapılıp gebe kalındıysa
doğum sonrası 0. aydan başlanılıp 3 doz yapılmalıdır, 2 doz yapıldıysa 6. ay
dozu için gebelik sonrası emzirme dönemine bırakılmalı ve bir yıl içinde
yapılmalıdır. Emzirme döneminde güvenle başlanıp yapılabilir. Aşı canlı veya
ölü virüs taşımadığından virüse ait enfeksiyon veya benzeri istenmeyen etki
mümkün değildir. Aşı yerinde enfeksiyona bağlı; kızarıklık, minimal ağrı,
şişlik bildirilmiştir. Ayrıca; hafif ateş, bulantı, baş dönmesi ve göz
kararması bildirilen yan etkilerdendir. Bugüne kadar aşılanan gruplarda
gerçekleşen ölümlerin aşıyla ilgisi bulunmamaktadır.
